Haber
5.800 metre yükseklikte soluk alır gibi nefes almak Parkinson'u koruyabilir

29.10.2026
Brezilya'da yapılan bir klinik çalışma, Parkinson hastalarının 39 dakika boyunca düşük oksijenli hava solumasının kanlarında koruyucu bir hormonu artırdığını, stres ve iltihap belirteçlerini ise düşürdüğünü gösterdi. Dağcıların yüksek irtifada karşılaştığı "ince hava" etkisini taklit eden bu basit müdahale, uykuyu bozmadan beyni koruyan bir proteinin düşüşünü de durdurdu.
São Paulo Eyalet Üniversitesi (UNESP) araştırmacıları, FAPESP desteğiyle yürüttükleri çalışmayı Parkinsonism & Related Disorders dergisinde yayımladı. Araştırmaya 15 Parkinson hastası ile yaş ve cinsiyet olarak eşleştirilmiş 15 sağlıklı gönüllü katıldı; çalışma randomize, çift kör ve çapraz geçişli (crossover) olarak tasarlandı.
Katılımcılar iki ayrı seansa girdi: birinde özel maskeyle aralıklı düşük oksijenli hava, diğerinde ise normal oda havası soludular. Aralıklı hipoksi seansında, yüzde 10 oksijen içeren hava -yaklaşık 5.800 metre rakıma eşdeğer- altışar dakikalık dört döngü halinde, aralarda beşer dakikalık normal hava molalarıyla verildi; toplam süre 39 dakikaydı.
Seans sonrası alınan kan örnekleri, Parkinson hastalarında stres hormonu kortizol ile iltihabı tetikleyen leptin hormonunun geçici olarak azaldığını ortaya koydu. Buna karşılık, metabolizmayı düzenleyen ve iltihap karşıtı etkisiyle bilinen adiponektin hormonu belirgin biçimde yükseldi ve bu artış 24 saat boyunca sürdü.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, beyin hücrelerinin hayatta kalmasını ve sinir hücreleri arası bağlantıların esnekliğini destekleyen BDNF proteiniyle ilgiliydi. Normal hava solunan kontrol seansında bu protein beklenen şekilde azalırken, aralıklı hipoksi uygulanan seansta BDNF düzeyleri sabit kaldı, yani düşüş tamamen engellendi.
Araştırmacıların en çok merak ettiği soru, düşük oksijenli havanın gece uykusunu bozup bozmayacağıydı. Aktigrafi denen hareket sensörleriyle yapılan objektif ölçümler, katılımcılarda ne uyanma sıklığında ne de uykuya dalma süresinde bir artış olduğunu gösterdi; ayrıca bağışıklık sistemiyle ilişkili interlökin-6 düzeyinde ya da vücuttaki demir dengesinde herhangi bir bozulma saptanmadı.
Çalışmanın ortak yazarı Carlos Augusto Kalva-Filho, etkinin hücrelerin oksijen seviyesini algılayan HIF-1alfa adlı bir protein üzerinden ortaya çıktığını belirtiyor; bu protein kısa süreli oksijen düşüşlerinde devreye girerek hücrenin enerji üretimini ve antioksidan savunmasını güçlendiriyor. Araştırmacılara göre bu etkinin sırrı maruziyetin kısa ve kontrollü olmasında: sürekli yüksek irtifada kalmak dokuları yorarken, laboratuvarda uygulanan kısa döngüler tam tersine onarım mekanizmalarını tetikliyor.
Parkinson hastalığı dünya genelinde yaklaşık 11 milyon kişiyi etkiliyor ve beyindeki substantia nigra bölgesinde dopamin üreten hücrelerin kaybıyla ortaya çıkan titreme, hareket yavaşlığı ve denge sorunlarıyla kendini gösteriyor. Mevcut ilaç tedavileri bu motor belirtileri hedeflese de metabolik bozukluklar ve uyku sorunları gibi motor olmayan şikayetlerde yetersiz kalıyor; düzenli egzersiz dışında kanıtlanmış destekleyici bir yöntem bulunmadığından aralıklı hipoksi umut verici bir tamamlayıcı seçenek olarak öne çıkıyor.
Ancak bulgular tek bir seansa dayanıyor ve örneklem sadece 30 kişiyle sınırlı; araştırmacılar bu yöntemin Parkinson hastalığını tedavi etmediğini, mevcut dopamin ilaçlarının yerini alamayacağını vurguluyor. Ekip şimdi haftalarca süren tekrarlı seanslarla, bu akut değişikliklerin kalıcı motor, bilişsel ve uyku iyileşmelerine dönüşüp dönüşmeyeceğini test edecek daha geniş katılımlı çalışmalar planlıyor.
Kaynak: Neuroscience News
