Haber
Kirli suya yakın yaşamak, nadir ve hızlı ilerleyen bir beyin hastalığı riskini artırıyor

30.10.2026
İngiltere'de yarım milyonu aşkın yetişkinin 25 yıl boyunca izlendiği devasa bir araştırma, suya kirletici salan fabrikaların yakınında oturmanın, nadir ve hızlı ilerleyen bir beyin hastalığı olan progresif supranükleer palsiyle (PSP) bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Tesise üç mil (yaklaşık 5 kilometre) kadar yakın yaşayanlarda risk, bazı kirletici türlerinde yüzde 66'ya kadar yükseliyor. Üstelik mesafe arttıkça risk de azalıyor, yani aradaki bağlantı rastgele değil, tutarlı bir örüntü izliyor.
Çalışmayı Harvard Tıp Fakültesi ve Massachusetts General Hastanesi'nden Dr. Charlie Weige Zhao liderliğindeki ekip yürüttü; bulgular 28 Ekim 2026'da Neurology dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, İngiltere'deki 500 binden fazla yetişkini 25 yıl boyunca takip etti ve bu süre içinde 221 kişide klinik olarak doğrulanmış PSP tanısı kondu. Her hasta, yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş 10 sağlıklı kontrol katılımcısıyla karşılaştırıldı.
PSP, Parkinson hastalığına benzer belirtiler gösteren ama çok daha hızlı ilerleyen, nadir bir nörodejeneratif hastalık. Sık düşmeler, göz hareketlerinde yukarı-aşağı bakışta kısıtlılık ve zihinsel işlevlerde hızlı bozulmayla seyrediyor; Parkinson ilaçlarına da iyi yanıt vermiyor. Hastalığın altında, beyin sapı ve bazal ganglionlardaki (hareketi kontrol eden derin beyin yapıları) sinir hücrelerinde anormal tau proteini birikimi yatıyor, ama bu birikimi neyin tetiklediği uzun süredir bilinmiyordu.
Araştırmacılar, katılımcıların 2007 yılındaki ikamet adreslerini kullanarak her birinin resmi kayıtlara göre su kirliliği bildiren endüstriyel tesislere ne kadar yakın yaşadığını haritaladı. İncelenen tesisler arasında atık su arıtma merkezleri, yoğun balık çiftlikleri, kimyasal üretim fabrikaları ve termik santraller yer alıyordu. Kirleticiler ağır metaller, klorlu çözücüler, kalıcı organik kirleticiler, tarım ilaçları, diğer organik bileşikler ve inorganik maddeler olmak üzere altı ana grupta sınıflandırıldı.
Yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik düzey gibi etkenler hesaba katıldığında, tesise üç mil mesafede yaşayanlarda pestisit kirliliğiyle ilişkili risk yüzde 66, inorganik kirleticilerle ilişkili risk yüzde 60 artış gösterdi. Benzen ve toluen gibi organik bileşikleri salan tesislere yakınlık riski yüzde 52, kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller ise yüzde 38 oranında yükseltti. Buna karşılık klorlu çözücüler ve kalıcı organik kirleticilerle PSP riski arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı bulunamadı.
Bulgular arasında dikkat çekici bir detay, mesafe arttıkça riskin kademeli olarak azalması oldu: etkiler yaklaşık altı mile kadar sürüyor, sonrasında kayboluyordu. Ayrıca kişinin bu tesislere yakın bölgede ne kadar süre yaşadığı da hastalık riskiyle doğru orantılıydı. Bu doz-yanıt ilişkisi, bulgunun rastlantısal olmadığını, gerçek bir çevresel etkiyi yansıtabileceğini düşündürüyor.
Dr. Zhao, PSP'nin toplumda son derece nadir görüldüğünü, her 100 bin kişiden yalnızca 5-6'sında ortaya çıktığını vurguluyor; dolayısıyla endüstriyel tesise yakın yaşayan biri için bile mutlak hastalık riski düşük kalıyor. Yine de bulgular, su kirliliğinin beyin sağlığı üzerindeki etkilerinin sanıldığından daha ciddiye alınması gerektiğine işaret ediyor. Araştırmacılar, temiz su altyapısının güçlendirilmesi ve çevresel denetimlerin sıkılaştırılmasının önemine dikkat çekiyor.
Çalışmanın kendi sınırlılıkları da var: bu bir gözlemsel araştırma, yani kirlilikle hastalık arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kanıtlamıyor, yalnızca istatistiksel bir bağlantı gösteriyor. Katılımcıların meslek geçmişine dair veri bulunmadığından işyerinde maruz kalınan kimyasalların etkisi ayrıştırılamadı. Ayrıca endüstriyel tesisler genellikle birden fazla kirleticiyi aynı anda saldığından, hangi maddenin asıl sorumlu olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün olmadı.
Bulgular, endüstriyel kimyasalların kan-beyin bariyerini (beyni zararlı maddelerden koruyan hücresel engel) nasıl aştığı ve tau birikimini nasıl tetikleyebileceği konusunda yeni toksikoloji araştırmalarına zemin hazırlıyor. Araştırmacılar, bu bağlantının doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Kaynak: Neuroscience News
