Haber

Zeytinyağlı beslenme, hücrenin enerji santralindeki koruyucu proteinleri artırıyor

26.10.2026

Akdeniz diyetini sıkı uygulayan yaşlı yetişkinlerin kanında, kalp ve beyni koruduğu düşünülen iki minik protein normalden çok daha fazla bulundu. Bu proteinler hücrenin enerji üreten yapıları olan mitokondriler tarafından üretiliyor ve araştırmacılara göre günlük yemek seçimlerinin hücresel düzeyde nasıl iz bıraktığını gösteriyor.

Çalışma, USC Leonard Davis Gerontoloji Okulu'ndan Roberto Vicinanza liderliğinde yürütüldü ve Frontiers in Nutrition dergisinde yayımlandı. Ekip, farklı düzeylerde Akdeniz diyeti uygulayan yaşlı yetişkinlerin kan örneklerini inceledi; diyete en sıkı uyanlarda humanin ve SHMOOSE adlı iki mitokondriyal mikroproteinin belirgin şekilde yüksek olduğu görüldü.

Her iki protein de daha önceki çalışmalarda kalp hastalıkları ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara, yani sinir hücrelerinin zamanla bozulup işlevini yitirmesine karşı koruyucu etkilerle ilişkilendirilmişti. Humanin ilk kez 2003'te tanımlanmıştı ve insülin duyarlılığını, yani hücrelerin kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna verdiği tepkiyi iyileştirdiği, kalp sağlığını desteklediği biliniyor. SHMOOSE ise daha yakın zamanda keşfedildi ve beyni amiloid birikimine, yani Alzheimer hastalarının beyninde anormal şekilde biriken proteine karşı koruyabildiği düşünülüyor.

Araştırmacılar, diyetin hangi öğesinin hangi proteinle bağlantılı olduğunu da ortaya koydu. Zeytinyağı, balık ve baklagil tüketimi daha yüksek humanin seviyeleriyle ilişkiliyken, zeytinyağı tüketimi ve işlenmiş karbonhidratlardan uzak durmak daha yüksek SHMOOSE seviyeleriyle bağlantılı bulundu. İşlenmiş karbonhidratlar, beyaz ekmek ve şekerli atıştırmalıklar gibi lif ve besin değeri düşük, yoğun işlenmiş tahıl ürünlerini kapsıyor.

Çalışmanın belki de en dikkat çekici bulgusu, humanin ile Nox2 adlı bir enzim arasındaki ilişkiydi. Nox2, hücrede reaktif oksijen türleri üreten ve fazla üretildiğinde damarlara zarar verebilen bir moleküldür; bu duruma oksidatif stres deniyor. Yüksek humanin düzeyine sahip kişilerde Nox2 aktivitesinin daha düşük olduğu görüldü, bu da humaninin damarları koruyucu bir mekanizma olabileceğini düşündürüyor.

Bulgular, Akdeniz diyetinin kalbi iki ayrı yoldan koruyabileceğine işaret ediyor: hem oksidatif stresi doğrudan azaltarak hem de hücresel hasarla ilişkili yolakları etkileyen mitokondriyal mikroproteinlerin üretimini destekleyerek. Araştırmanın kıdemli yazarı Pinchas Cohen, humanin ve SHMOOSE'un ileride Akdeniz diyetine uyumu ölçen biyobelirteçler, yani kişinin sağlık durumu hakkında bilgi veren ölçülebilir göstergeler olarak kullanılabileceğini belirtiyor.

Bu bulgunun günlük hayata yansıması, sofradaki sade tercihlerin hücre düzeyinde karşılık bulabileceği fikri. Zeytinyağı, balık, baklagil ve sebze ağırlıklı beslenmenin kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bilişsel gerileme riskini düşürdüğü zaten biliniyordu; bu çalışma bu etkinin arkasında yatabilecek somut bir biyolojik mekanizma öneriyor.

Ancak araştırmacılar, çalışmanın görece küçük ve gözlemsel olduğunu vurguluyor. Bu da diyet alışkanlıkları ile protein düzeyleri arasında bir ilişki bulunduğu, ama diyetin bu farkları doğrudan yarattığının kanıtlanamadığı anlamına geliyor; katılımcıların genel sağlık durumu gibi başka etkenler de sonuçları etkilemiş olabilir.

Ekip, bundan sonraki adımın Akdeniz diyetine geçişin bu proteinleri gerçekten artırıp artırmadığını ve bu değişimin kalp sağlığı ile beyin işlevinde ölçülebilir bir iyileşmeye yol açıp açmadığını test etmek olduğunu söylüyor. Vicinanza'nın ifadesiyle amaç, gözlemlenen ilişkilerden nedensellik anlayışına geçmek ve bu yolakları kullanarak moleküler düzeyde sağlıklı yaşlanmayı destekleyecek beslenme stratejileri geliştirmek.

Kaynak: ScienceDaily

Zeytinyağlı beslenme, hücrenin enerji santralindeki koruyucu proteinleri artırıyor — Haberler